Teosofi ve Çakralar

Batılı çakra anlayışı, Madame Blavatsky tarafından 1875'te kurulan mistik düşünce okulu Teosofi'ye de çok şey borçludur. C.W. Leadbeater, The Inner Life ve The Chakras (1927) adlı kitaplarında çakralar hakkında şu anda sahip olduğumuz bazı önemli fikirleri keşfeden ilk kişiydi.
Charles Webster Leadbeater 1854'te doğdu ve 1879'da Anglikan rahibi olarak atandı. 1883'te Teosofi Cemiyeti'ne katıldı ve Madam Blavatsky ile tanıştıktan sonra kiliseyi terk etti ve 1884'te onu Hindistan'a kadar takip etti. 1889'da İngiltere'ye dönerek geçmiş yaşamları incelemeye ve ruhsal güçlerini keşfetmeye başladı. Leadbeater belki de en çok; barış ve farkındalık geliştirme konusunda dünyaca ünlü bir konuşmacı hâline gelen Hintli mistik Jiddu Krishnamurti'yi keşfetmesiyle ünlenmişti.
Leadbeater'ın Çakraları Yorumlayışı
Esas olarak kendi sezgileriyle çalışan Leadbeater, çakraların psişik görüş yoluyla görülebileceği fikrini ortaya koydu (Hint geleneklerinde bulunmayan bir fikir). "Yeterince durugörü sahibiyseniz, çakraları dönen diskler veya tekerlekler olarak algılayabileceksiniz." iddiasında bulundu. Ayrıca çakraların enerji girdapları olduğunu gözlemledi. Böylece, birçok türden süptil enerjinin çakralarda merkezlendiği ve onlar aracılığıyla hareket ettiği fikri gelişti. Buna karşılık; bazı Hint, Tibet ve diğer geleneklerde bunlar basitçe bir uygulayıcının erişebileceği bilinç merkezleri olarak görülür ve farkındalık artarak gelişir.
Leadbeater aynı zamanda çakraların; auranın eterik, astral ve zihinsel gibi çeşitli ince katmanlarını birbirine bağlayan enerji dönüştürücüleri olduğunu öne süren ilk kişiydi. Bu fikir, sağlıklı bir enerji akışını sürdürmemize yardımcı olmada çok önemli bir rol oynadığı görülen çakraları anlamamızın merkezî bir yönü hâline geldi. Çakraların açık, net ve doğru dönmesini sağlamak onlarla çalışan herkes için ana odak noktası hâline geldi.
Çakralar ve Endokrin Bezleri
Teosofi Derneği'nin (Theosophical Society) kurucularından Alice Bailey, Leadbeater ile birlikte, çakraları belirli endokrin bezleri ve sempatik sinir sistemi ("Çakralar ve Endokrin Sistem" bölümünde ayrıca değinilecektir) ile ilişkilendiren ilk kişiler arasındaydı. Theophilus Gimbel'in şifa için ışık ve renk konusundaki öncü çalışması çakraların geleneksel konumunun; bezlerin endokrin sistemdeki konumlarına ve işlevlerine, aynı zamanda omurgadaki sinir gangliyonlarının konumlarına karşılık geldiğine dikkat çekmiş olsa da Hint mistiklerinin bu ilişkiyi kurduğuna dair hiçbir kanıt yoktur.
Kaynakça: Mercier, Patricia (2009). The Chakra Bible. Great Britain: Octopus Publishing Group





























Yorumlar